ÇYDD Yalova Rehabilitasyon Merkezi

Doç. Dr. Ayse YÜKSEL
Küçükçekmece Sube Baskani

Çagdas Yasami Destekleme Dernegi, ülkemizin birçok sorununun çözümünde yer aldigi gibi, deprem sonrasinda da, acilarin azaltilmasinda, yaralarin sarilmasinda oldukça önemli görev üstlendi. Deprem merkezlerinin hemen hemen hepsinde kurdugu çadirlarda, gönüllü profesyonelleriyle oldukça yararli çalismalar yapiyor.

21 Agustos tarihinden itibaren çalismaya baslayan Yalova Rehabilitasyon Merkezi’nde çocuklara yasadiklari psikolojik travmayi iyilestirecek programlar uygulaniyor. Çocuk psikiyatrisleri, psikologlar, ögretmenler ve gönüllü yetenekler, tiyatrocular isbirligi ile onlarin çektikleri acilar unutturulmaya, yeniden çocukluklarini yasamalarinin saglanmasina çalisiliyor. Çocuklarimizin yüzünü kaplayan hüzün, korku yerini yavas yavas normal ifadeye birakiyor, yeniden çocukluklarini yasamaya basliyorlar. Bu süreç o kadar kolay geçmeyecek, ama bu çalismalar zoru yenecek mutlaka.

Ben Yalovaliyim tipki Gülsün Özakin gibi, biz gelen olumsuz haberler sonrasinda hemen oraya kostuk, ilk düsündügümüz oradaki yakinlarimizdi, acaba onlar yasiyorlar miydi? Yalova’daki manzara, sizin sadece yakinlarinizi merak etmekten çok daha fazla duygulari yasamaniza, her enkazin, her yikintinin gerisindeki tüm insanlari düsünmenize, endiselenmenize neden oluyordu! Henüz ulasan yardim, destek yoktu, sanki hiçbir sey yapilmiyordu. Insanlar ekmek bile bulamiyorlardi, çaresizdiler, yikintilardan gelen seslere yardim etmek için güçlerini harciyorlardi, herkes kendi acisini unutmus, baskalarini enkaz altindan kurtarmaya çalisiyordu. Yüzlerce, belki de binlerce ev yikilmisti, o evlerde yasayanlarin hiçbiri uyumadan önce böyle bir sey beklemiyordu, ölmek ya da yaralanmak için uykuya dalmamisti.

Ertesi gün Istanbul’a dönüp, Genel Baskanimiz Prof. Dr. Türkan Saylan ile konusup neler yapabilecegimizi planladik, yapilabilecekleri belirledik. Yine Gülsün Özakin arkadasimla birlikte sabah erkenden Yalova’ya gittik, ilk günkü görünüm degismis, yerini enkazlarin altindakileri kurtarmaya yönelik yogun çalismalara, halkin gereksinimlerini saglamaya dönüsmüstü. Çok hizli bir yasam vardi, ambulans sesi hiç durmuyordu, iyi ki durmuyordu, çünkü her biri bir can kurtariyordu. Sonradan bunun ne kadar önemli oldugunu bize okulumuzun ögrencilerinden Miray da hatirlatti; ne anlamli açikliyordu:

“Ben eskiden siren sesini hiç sevmezdim çünkü o bana bir hasta ya da ölü oldugunu hatirlatiyordu, ama depremden sonra siren sesini çok seviyorum çünkü onu duydugum zaman bir can kurtuluyor demekti.“

Etraf çöp yiginlariyla doluydu, gelen her bagis çöpe, pislige dönüsmüstü, bu da çok tehlikeliydi. Konustugumuz, dertlestigimiz halk gelen yardimdan çok memnundu, hemen hemen her gereksinimleri karsilaniyordu, ama ya kaybettikleri, onlari geri getirmek mümkün degildi. Kriz masasi oldukça zor kosullarda çalisiyordu, gönüllü destege tesekkür ediyor, bizden bir sey beklemeden çalisin diyordu, onlar da deprem yasamis bireylerdi, ama görev yapmalari gerekiyordu. Sahra hastanesine gittigimizde olaganüstü bir gayret gördük, herkes canla basla çalisiyordu, telaslari bir taraftan da, o günlerin en çok söylenen kelimesi “ceset torbasi“ bulmakti. Hemen ise koyulduk, Istanbul kriz masamizin isbirligiyle bu gereksinime bir parça da olsa çözüm bulduk. Islerin içine hemen girebiliyor, çözümün bir parçasi olabiliyorduk. Yapabileceklerimiz belirlenmisti, hemen ise baslamaliydik. Istanbul’a döndük, ekip ve ekipmanimizi hazirladik, 21 kisilik bir gönüllü ordusuyla yola çiktik.

Ekibimizde, doktor, hemsire, pedagog, ögretmen, ögrenci gibi gönüllüler vardi, yapabilecegimiz isler belli idi. Yetkililerle görüsüp hemen ise koyulduk, Mercedes Benz’in bize sagladigi kamyon ile çöp toplamaya, çevre çadirlarda yasayan halki tanimaya, Sahra hastanesinde ilaç ayirmaya ve ertesi gün baslatacagimiz okulumuzu hazirlamaya koyulduk. Bu çalismalarda ekipler degisiyor, ama heyecan hiç degismiyordu. Halkin gereksinimlerini gideren malzemeler, Ataköy Marina’da kendiliginden olusan çok gönüllü kisi ve kurumlarin destegi ile bazen günde birkaç sefer yapan yatlarla Yalova’ya tasiniyordu. Biz de bu malzemeleri ayiriyor, hem çadirimiza gelenlere hem de bizim tasimamizla çadirlarina dagitiliyordu. Yalovali depremzedeler de bizimle birlikte, malzeme dagitmakta, çocuklari rahatlatmakta, çöp toplamakta mücadele ediyordu, nasil da bulusmustuk, sanki hep birbirimizi taniyor, birlikte yasiyorduk. Dogrusu da bu degil miydi? Birlikte mücadele etmek.

Türk ulusunun sagduyusu, duyarliligi, yardimseverligi bir kez daha ortaya çikti. Herkes yapabildikleri ile depremden zarar görmüs, aci çekmis yurttaslarimiza yanlarinda olduklarini, bu acinin hepimizin acisi oldugunu gösterdi. Ilk bir hafta kamyon kamyon gida, giysi, temizlik malzemesi gibi gereksinimler dagitildi. Bunlarin sayisi gittikçe azaldi, hatta bitti diyebiliriz. Belki de bir süre için böyle olmasi uygun, ama kesinlikle unutulmamali, bu tür destekler devam etmeli. Yaralarin sarilmasi, acilarin bitmesi için geçici yardimlardan çok kalici çözümler çok önemli. ÇYDD bu baglamda oldukça önem tasiyor, daha ilk günlerden uzun süreli çalismalari baslatmis, yaptigi çagrilarla birçok gönüllü ve duyarli kisilerin bölgelerde çalisabilmesini saglamistir. Gönüllülük en zor zanaat bence, hiçbir ayricalik, seçicilik göstermeden canla basla çalisabilmektir. Bu nitelikte birçok kisiyi tanima sansi edinmis olsak da “Bu giysileri tasnif ederken hastalanmaktan korktuk, onun için vazgeçtik“ diyenlere de rastlamadik degil. Neden böyle düsünür insanlarimiz, kolayi, iyiyi herkes yapar, önemli olan zor ve yorgun günlerde çok sey yapabilmektir.

ÇYDD’nin Yalova Rehabilitasyon Merkezi ilk günlerde bir lunaparkta çarpisan otomobiller pistinde kurulmustu. Hiçbirimiz böyle bir alanin ne kadar çok ise yarayacagini düsünemezdi. Bu alanda yasiyor, malzeme dagitiyor, çocuklarimizi egiterek iyilestiriyor, depremzedelerimizi konuk ediyorduk, hâlâ ediyoruz, ama artik duyarli dostlarimizin bize sagladigi daha saglam bir çadirimiz var. Artik sayilarini arttirdigimiz okullarimizla, bu okullarda bize destek veren kisi ve kurumlarla çocuklarimiza kalici programlar yaparak daha da yararli olmaya çalisiyoruz. Bu çalismalarin yararini ya da basarisini ögrencilerimizden biri Zeynep kizimiz ne güzel resimlemis. Serbest konulu resimde o, resim kâgidin bir yüzüne yasadigi depremi ve karamsarligi çizmis, diger yüzüne ise ilkbahari yansitmis ve bunun ÇYDD ile geldigini göstermis. Bundan daha açiklayici bir ifade olabilir mi?

Sonrasi için düsündüklerimiz; bu olayin soku azaldikça, mücadele gücü buldukça Yalovali hemserilerimizle dernegimizin subesini olusturmak, çocuk programlarinin devamini saglamak, kadinlarimiza psikolojik ve sosyal destek olmak, egitim gören çocuklarimiza okul yardimi, egitim bursu vermek istiyoruz. Bu çalismalarimizin basarisi, duyarli dostlarin destegi ile olacak, lütfen bu çagriya ses verin: “Yikintilar arasindan bir isik da siz yakin“

Depremin acilarini sardigimiz, aydinlik, mutlu, saglikli günlerin çok yakin olmasi dilegiyle…

Schreibe einen Kommentar

Deine E-Mail-Adresse wird nicht veröffentlicht. Erforderliche Felder sind mit * markiert.